Anadolu topraklarında alçı, yalnızca bir yapı malzemesi değil, aynı zamanda bir sanat ifadesi olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı alçı işçiliği, geometri, bitkisel motifler ve ışık oyunlarını ustalıkla bir araya getirir.
Anadolu Selçuklu saraylarında alçı, duvarları süsleyen kabartma panolarda yoğun şekilde kullanıldı. Hayvan ve insan figürleri, rumi motifler ve geometrik geçmeler alçı üzerine oyularak ya da kalıpla dökülerek uygulandı. Bu eserlerin bir kısmı bugün müzelerde sergilenmektedir.
Kubbe geçişlerinde, mihrap nişlerinde ve taç kapılarda görülen mukarnas, alçının en etkileyici kullanım biçimlerinden biridir. Petek ya da sarkıt benzeri bu katmanlı form, hem yapısal geçişi yumuşatır hem de ışıkla gölgeyi zengin bir dokuya dönüştürür.
Osmanlı camilerinde ve köşklerinde renkli camların alçı şebekeler içine yerleştirildiği pencereler büyük ustalık gerektirir. Gün ışığı bu pencerelerden süzülerek iç mekâna renkli ve huzurlu bir atmosfer kazandırır.
Osmanlı konaklarında ocak davlumbazları, nişler, raf kenarları ve tavan kenarları alçı süslemelerle zenginleştirildi. Bu süslemeler hem dekoratif hem de mekânın kullanımını düzenleyen işlevsel öğelerdi.
Bu eserler, usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi birikiminin ürünüdür. Oran, simetri ve tekrar kurallarına hâkim olmak, iyi bir alçı ustasının temel yetkinlikleri arasındaydı.
Bugün geleneksel motifler; cami restorasyonlarında, otel lobilerinde ve klasik konut dekorasyonlarında yeniden yorumlanıyor. Modern kalıp teknikleri, bu motiflerin daha hızlı ve hassas şekilde uygulanmasını sağlıyor.
Dekoras Alçı olarak geleneksel desenleri günümüz mekânlarına uyarlayan özel tasarımlar hazırlıyoruz.